Ai Weiwei görkemli yeni Avustralya eserini tanıtıyor: ‘Sanatın %90’ı sadece çöptür. Gerçek sanat mevcut düzeni sorgular’
Portekiz'deki çiftliğinden, ödüllü sanatçı savaş, barış, dünyanın durumu ve Sydney Limanı'ndaki 40 metrelik heykeli Mantarlar hakkında konuşuyor/
“Sanki bir film seti. Gerçek değilmiş gibi,” diyor, süt beyazı güneş ışığına bürünmüş bir dizi sessiz kırsal köyün içinden geçerken şaşkın Uber şoförü. Haklı: Alentejo'daki rüzgârlı yolculuğumuz sırasında insan yaşamının izleri tuhaf biçimde yok. Dünyanın muhtemelen en tanınmış yaşayan sanatçısının son altı yıldır sessizce yaşadığı, Portekiz kırsalının derinliklerine gizlenmiş Ai Weiwei'nin tenha çiftliğine gidiyorum.
Vardığımda beni, Ai'nin Şanghay'daki eski ve tartışmalı biçimde yıkılmış stüdyosunun bir kopyası olan, devasa bir katedrali andıran binanın içine alıyorlar. Mekân uçsuz bucaksız. Dev ahşap sütunlarla bölümlenmiş; baş döndürücü yükseklikteki tavanları kirişlerle örülmüş. Duvarlarda hiçbir sanat eseri yok; üretime ya da faaliyete dair açık bir işaret de görünmüyor.
“İnsanlar, bu bina ne için, diye soruyor. Ne için? Boş ver. Belki de hiçbir şey için,” diyor Ai omuz silkerek. “Boş. İnsanlar boşluğu kabul edemiyor.”
Ai, başka boş alanları doldurmakla meşgul: Bu yıl Sydney'deki Çağdaş Sanat Müzesi'nin dışında gerçekleştirilen Neil Balnaves Tallawoladah Çim Alanı Komisyonu kapsamında sergilenecek son çalışması Mantarlar'ın tanıtımı hakkında sohbet etmek için onu ziyaret ediyorum. Karakteristik biçimde epik, eliptik ve acil nitelikteki bu yerleştirmenin uzunluğu 40 metre; yükseltilmiş bir platform üzerinde yer alan, birbirinin aynısı 500 dökme demir savaş miğferi heykelinden oluşuyor. Başlık, mantar şapkaları ile miğferlerin biçimi arasındaki görsel uyuma gönderme yapıyor; aynı zamanda silahlı çatışmanın acımasızca açığa çıkardığı çürüme, ölüm ve yaşamın kırılganlığıyla ilişkili mantar çağrışımlarına da.
“Merak” ve “can sıkıntısı” genellikle Ai'nin yaratıcılığını şekillendiriyor; bu özel siparişin kökeni ise “çok basit”. Ai, 2015'te, kendisinin ve ekibinin 23 ülkeye seyahat ettiği göçmen krizini anlatan belgeseli İnsan Akışı, üzerinde çalışmaya başladı. Bu filmin yapım süreci, onu dünya genelindeki bu tehlikeli kitlesel hareketlerin nedenleri üzerine daha derin düşünmeye yöneltti: savaş —ya da daha özel olarak, çağdaş savaşın mekanizmaları ve mühimmatları.
“Orduyu, cephanelikleri, bombaları kimin tasarladığını ve nasıl kullanıldıklarını anlamak için iki yıl çalıştım. Sonra Moskoviya Ukrayna'yı tehdit ettiğinde ve Ukrayna Almanya'dan yardım istediğinde, Almanya başbakanı onlara 5.000 miğfer teklif etti. Güldüm,” diyor Ai. “Vay canına, bu ilginç, diye düşündüm. Demek ki çatışmanın başında Almanya'nın ya da Avrupa'nın savaşın doğasını anlamadığını söyleyebiliriz.”
Ai geçen yıl cephedeki Ukraynalı askerleri de dört kez ziyaret etti. iPhone'unda geziniyor ve orada bulunduğu sırada çektiği fotoğraf ve görüntüleri bana gösteriyor: Ai'nin tüfek kullanmayı öğrenmesi, askerlerin onun ayçiçeği motifleri işlettirdiği üniformaları giymesi. Bu görüntüleri yakında çıkacak bir filmde kullanmayı planlıyor.
Ancak bu deneyimleri ve arka planı yalnızca yeni MCA çalışması için yapılmış bir araştırma olarak görmememi özellikle istiyor. “Hayatımı bir sanat eseri yapabilmek için hazırlamam —ya da hayatım için sanat eseri yaratmam—” diyor. Mantarlar'ın biçimlenmesinde, birkaç kez ziyaret ettiği, Sydney Opera Binası'nın dramatik manzarasına sahip “güzel bir konum” olan gelecekteki evi de etkili olmuş. Bu da ilgisini çekmiş: “O bina akılcı, barışçıl bir keyfi temsil ediyor … ama aynı zamanda savaşların sürdüğünü ve barışın her medeni toplum için vazgeçilmez olduğunu yeniden ilan etmemiz gerekiyor.”
Kullandığı sözcük —“yeniden ilan etmek”— çarpıcı. Yeşil çay eşliğindeki sohbetimiz boyunca Ai, jeopolitik durumumuzun vahim haline ilişkin kolektif ve soğuk bir unutkanlıktan; unutkanlık değilse, dünyamızın mahvolmuş halisiyle gerçekten yüzleşmeyi kasten reddetmemizden çaresiz görünüyordu. “Kör olamayız, durumdan haberdar değilmişiz gibi davranamayız,” diyor. “Durumu biliyorsunuz ve sadece bilmiyormuş gibi yapıyorsunuz.” Gazze'deki soykırımdan söz ederken, modernliğin içindeki bağlantısızlık eksikliğinden, “bir kişinin başına adaletsizlik geldiğinde, bunun tüm insanlığın da başına geldiğini” anlayamamamızdan derin bir kaygı duyduğu da görülüyor. Savaş alanlarına yaptığı Harkiv gezisi başta olmak üzere sanatının büyük kısmı, ne kadar zor ve tehlikeli olursa olsun diğer insanlarla bir bağ ve dayanışmayı yeniden kurma çabası gibi görünüyor.
Sanat, insanlığın geleceği konusunda ona umut vermede bir rol oynayabilir mi? Hayır, diyor; her zamanki gibi kavgacı ve açık sözlü: “Bugün sanat çok yozlaşmış durumda —çoğu kurumda ya da sözde sanat çevrelerinde gördüklerimizin %90'ının düpedüz çöp olduğunu düşünüyorum. Gerçek sanat mevcut düzene meydan okur. Sanat sözde güzelliği temsil etmekle değil, siyasette, hayatta, kişisel ilişkilerde ve bireysel yargıda her şeye ilişkin mevcut hükmü sorgulamakla ilgilidir —ama bu tür sanat asla teşvik edilmez. İnsanlar uslu davranmanızı, iyi biri olmanızı, hoş, neşeli olmanızı, hayatınızın tadını çıkarmanızı ister. Bu yüzden müzelerde gördüğümüz çalışmaların çoğu, insan mücadelesiyle ve gerçekliğimizle herhangi bir ilişki kurmaktan ziyade, son derece dekoratif ve duygusaldır.”
Mantarın Çince karşılığı 蘑菇 ya da mógū'dur; bu sözcük genellikle yavaşlık, gecikme ve oyalanmayla ilişkilendirilir. Sohbetimiz sık sık Ai'nin toplumsal ve kurumsal ilerlemenin ağır temposundan duyduğu memnuniyetsizliğe dönse de konuşmanın kendisi sakindi. Kendini “dünyada en çok röportaj yapılan insan” olarak tanımlamasına ve “1.000'den fazla kez” röportaj verdiğini söylemesine rağmen cömert, anlık muziplikler sergileyen ve çoğu zaman şaşırtıcı derecede bilge biri. Mantarlar'dan sonra ilgisinin onu nereye götürebileceğini merak ediyorum. Ancak varoluşu o kadar teleolojik değil: “hedefleri” yok.
“Yapmaya çalışmamız gereken tek şey,” diyor, “ışığı doğal olarak yakalayabilecek bir hayat yaşamak.”
- Ai Weiwei'nin Mantarlar'ı şu anda Sydney'deki Çağdaş Sanat Müzesi'nin Tallawoladah Çim Alanı'nda ücretsiz olarak ziyaret edilebilir
Add new comment